• HAKKIMIZDA
  • İLETİŞİM
Kaizen Hub
  • KEŞFET
Kişisel Gelişim

Cornell Not Tutma Tekniği ile Etkili Notlar

by mlap November 8, 2024
written by mlap

Günlük hayatımızda birçok toplantıya ve etkinlike katılıyoruz. Sonrasında neler konuşulduğunu, hangi kararların alındığını hatırlamak istiyoruz. Ancak hem o sırada not almak hem de toplantının akışını kaçırmamak kolay değil.

Doğru bir not alma yöntemi, bilgilerin kalıcı hale gelmesini sağlar. Bu noktada en popüler tekniklerden biri de Cornell Not Tutma Tekniğidir.


Cornell Metodunun Kökeni

Cornell metodu, 1940’lı yıllarda Amerika’daki Cornell Üniversitesi’nden Walter Pauk tarafından geliştirilmiştir. İlk olarak öğrenciler için tasarlanmış olsa da, bugün farklı sektörlerde de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bu yöntemle amaç, konuşulan her şeyi yazmak değil; sistematik bir şekilde önemli bilgileri yakalayabilmektir. Böylece notların alınması, özetlenmesi, gözden geçirilmesi ve ana fikrin çıkarılması çok daha kolay olur.


Cornell Metodunun Yapısı

Cornell not sistemi, kağıdı belirli alanlara ayırarak uygulanır:

  • Başlık: Kağıdın üst kısmında yer alır. Konu başlığı, katılımcılar ve tarih bilgisi yazılır.

  • Notlar: Dinleme sırasında vurgulanan, tekrar edilen veya örneklenen konular buraya yazılır. Her şeyi yazmak yerine öne çıkan noktalar seçilir.

  • Anahtar Kelimeler: İpuçları, kısaltmalar ve ana fikirler bu alana yazılır. Notların hatırlanmasını kolaylaştırır.

  • Özet: Etkinliğin sonunda, kendi ifadelerinizle kısa bir özet hazırlanır.


Cornell Metodunun Aşamaları

Cornell metodunu verimli kullanmak için aşağıdaki adımlar takip edilir:

  1. Kaydetme: Dinlerken önemli görülen noktalar “Notlar” bölümüne yazılır.

  2. Kısaltma: Tüm konuşulanları yazmak yerine kısaltmalar ve semboller kullanılır.

  3. Tekrarlama: “Anahtar Kelimeler” kısmındaki notlar tekrar okunarak anlam pekiştirilir.

  4. Yansıtma: Notların üzerine düşünülür; derinleşmek için sorular sorulur.

  5. Özetleme: Konu, etkinliğin sonunda kendi cümlelerinizle özetlenir.

  6. Gözden Geçirme: Notlar belli aralıklarla tekrar okunarak hafıza güçlendirilir.

  7. Örnekleme: Notlardan öğrendikleriniz başkalarına aktarılır. Bilgiyi anlatabiliyorsanız, gerçekten öğrenmişsiniz demektir.

Sonuç

Cornell not tutma tekniği, yalnızca bir not alma yöntemi değil, aynı zamanda bir öğrenme sistemidir.

  • Dinlerken önemli noktaları yakalamayı,

  • Ana fikirleri öne çıkarmayı,

  • Konuyu kendi cümlelerinizle özetlemeyi,

  • Tekrar ederek bilgiyi kalıcı hale getirmeyi sağlar.

Düzenli uygulandığında, toplantı ve etkinliklerde aldığınız notlar sadece bir kayıt değil, aynı zamanda güçlü bir öğrenme kaynağına dönüşür.

November 8, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Dönüşüm Yönetimi

Growth Mindset ve Fixed Mindset: Hangi Düşünce Yapısına Sahipsiniz?

by mlap November 2, 2024
written by mlap

Her insan, yaşadığı olaylara farklı tepkiler verir. Bu tepkiler; kişinin yetenek gelişimini, başarısını ve hayata bakış açısını doğrudan etkiler.

  • Bazıları zor durumları birer gelişim fırsatı görür.

  • Bazıları ise zorlayıcı durumdan kaçmayı tercih eder.

  • Kimileri hatalardan öğrenirken, kimileri hata yapmamak için hiç harekete geçmemeyi seçer.

Amerikalı bilim insanı Carol Dweck, yıllar önce öğrencilerinde bu farklı yaklaşımları gözlemledi. Başarısızlık karşısında bazı öğrencilerin potansiyellerini düşürürken, bazılarının daha da başarılı hale geldiğini fark etti. Bunun üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda iki kavramı ortaya koydu:

Growth Mindset (Gelişim Zihniyeti)
Fixed Mindset (Sabit Zihniyet)


Growth Mindset Sahibi İnsanlar

Kendi potansiyellerinin farkındadırlar ve bu potansiyeli geliştirebileceklerine inanırlar. Bu düşünce yapısına sahip insanlar:

  • İlgi alanlarında kendilerini geliştirmek için çaba gösterirler.

  • Zor konuları gelişim fırsatı olarak görür, sabırla çözüm ararlar.

  • Açık iletişim kurar, bilmediklerini dile getirirler.

  • Şeffaftırlar, fikir ve geribildirimlerini paylaşmaktan çekinmezler.

  • Hata yapmaktan korkmaz, hataları öğrenme fırsatı olarak görürler.


Fixed Mindset Sahibi İnsanlar

Growth mindset’in tam tersi bir yaklaşım sergilerler. Bu düşünce yapısına sahip insanlar:

  • Sadece uzmanı oldukları ve kendilerini rahat hissettikleri alanlarda kalırlar.

  • Daha az hata yaparlar çünkü risk almaktan kaçınırlar.

  • Zor ve farklı konulara girmek istemezler.

  • Eleştiriden hoşlanmaz, eleştiriyi başarısızlık göstergesi olarak görürler.

  • Engeller karşısında kolayca vazgeçme eğilimindedirler.


Carol Dweck’in TED Konuşması

Carol Dweck, bu konuyu “The Power of Believing That You Can Improve” adlı TED konuşmasında etkileyici bir şekilde anlatıyor. İzlemenizi tavsiye ederim:

  • The power of believing that you can improve | TED Talk (İngilizce)

  • Gelişebileceğinize inanmanın gücü | TED Talk (Türkçe)


Ben Hangi Düşünce Yapısına Sahibim?

Bunu anlamak için öncelikle kendinizi tarafsızca gözlemlemeniz gerekir. Aşağıdaki soruları kendinize sorabilirsiniz:

  • Farklı ve yeni konulara girme konusunda istekli miyim?

  • Hata yaptığımda veya engelle karşılaştığımda nasıl tepki veriyorum?

  • Zorlu bir durumla karşılaştığımda yaklaşımım ne oluyor?

  • Hayallerimi başarma arzum ne kadar güçlü?

Bu sorulara vereceğiniz dürüst cevaplar, sizde growth mindset mi yoksa fixed mindset mi baskın olduğunu gösterecektir.


Fixed Mindset’ten Growth Mindset’e Geçmek Mümkün mü?

Evet, mümkün. İnsanların düşünce yapısı ve alışkanlıkları zamanla değişebilir. Ancak bu, bir gecede olacak bir şey değildir. Yıllar içinde oluşan önyargıların ve varsayımların değişmesi çokça pratik gerektirir.

İşte birkaç öneri:

  • Konfor alanınızın dışına çıkarak farklı konulara girin, yeni deneyimler edinin.

  • Hata ve engeller karşısında paniğe kapılmadan çözüme odaklanın.

  • Yalnızca sonuca değil, sürece ve gösterdiğiniz çabaya da değer verin.

  • Başarısızlık karşısında vazgeçmeyin, tekrar deneyin.

  • Başkalarının onayını beklemeyin; önemli olan sizin gelişim yolculuğunuzdur.


Sonuç

Growth mindset, öğrenmeye açık, hatalardan beslenen ve sürekli gelişim odaklı bir yaklaşımı ifade eder.
Fixed mindset ise riskten kaçan, eleştiriden korkan ve değişime kapalı bir yapıyı yansıtır.

Unutmayın:
👉 Düşünce yapınızı değiştirmek mümkün.
👉 Bunun için çaba, sabır ve süreklilik gerekir.

November 2, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Dönüşüm Yönetimi

Agile Dönüşüm Yolculuğunda Başarıya Götüren Unsurlar

by mlap October 22, 2024
written by mlap

Agile dönüşümle birlikte organizasyonda büyük bir heyecan oluşur. Her etkinlikte Agile, Scrum, Kanban gibi kavramlar konuşulur, kurallara sıkı sıkıya uyulmaya çalışılır. Ancak asıl amaç, organizasyonun gerçekten daha verimli ve kaliteli ürünler ile hizmetler üretebilmesidir.

Agile yalnızca bir yöntem seti değil; organizasyonun varsayılan kültürü haline gelmesi gereken bir yaklaşımdır. Bu yolculuk, sürekli gelişim anlayışıyla ilerler. Başarı için ise bazı kritik unsurlara dikkat edilmelidir.


1. Üst Yönetim Desteği

Üst yönetim desteği olmadan hiçbir dönüşüm başarıya ulaşamaz.

  • Üst yönetim, dönüşüme olan inancını açıkça göstermeli ve sponsorluğunu üstlenmelidir.

  • Agile dönüşüm, ciddi maliyetler ve tüm organizasyonu etkileyecek kararlar içerir.

  • Eğitim süreçleri, yeni iş yapış şekline uyum ve geçici yavaşlamalar üst yönetim tarafından bilinmeli ve sabırla karşılanmalıdır.


2. Sonuçların Zaman Alacağını Bilmek

Değişim hiçbir zaman kolay değildir. Küçük bir alışkanlığı kazanmak bile zaman alırken, tüm bir organizasyonda dönüşümün kısa sürede gerçekleşmesi beklenemez.

Önemli olan, süreç boyunca tekniklerin ve pratiklerin disiplinli bir şekilde uygulanmaya devam etmesidir.


3. Takımın Olgunluğuna Göre Pratiklerin Uygulanması

Scrum çerçevesinin kurucularından Jeff Sutherland, çerçevenin sınırlarının belli olduğunu ancak farklı pratiklerle zenginleştirilmesi gerektiğini vurgular.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta:
Takımın olgunluk seviyesi göz önünde bulundurulmalıdır.

Yanlış zamanda uygulanan pratikler, takımın motivasyonunu kırabilir ve dönüşümü olumsuz etkileyebilir.


4. Çözüm Odaklılık

Her dönüşüm sancılıdır. Yeni alışkanlıkların ve süreçlerin benimsenmesi sırasında sorunlar yaşanacaktır.

Takım üyelerinin sadece şikâyet etmek yerine çözüm üretmeye odaklanması, hem motivasyonu hem de dönüşüme olan inancı güçlendirir.


5. Düşünce Yapısında Değişim

Agile dönüşüm yalnızca süreçlerin değiştirilmesi, yeni araçların kullanılması veya otomasyonların kurulmasıyla sağlanamaz.

Agile, özünde bir yaklaşım biçimi ve düşünce yapısıdır.

  • Yeni uygulamalarla hızlı sonuç beklemek,

  • Süreç değişiklikleriyle dönüşümün tamamlanacağını sanmak büyük bir yanılgıdır.

Gerçek başarı, zihniyet değişimi ile gelir.


6. Yöneticilerin Katkısı

Dönüşümde kritik rollerden biri de yöneticilerdir.

  • Takımlarla yakın çalışırlar ve sorunlara hâkimdirler.

  • Engelleri kaldırarak, doğru yönü göstererek, otonomiyi delege ederek takımların self-organize ve motive olmasını sağlarlar.

  • Böylece hem ekiplerin hem de organizasyonun dönüşümü daha sağlıklı ilerler.


Sonuç

Hiçbir dönüşüm hızlı gerçekleşmez. Agile dönüşüm yolculuğunda da farklı sorunlar ve zorluklar ortaya çıkacaktır.

Başarının anahtarı ise:
👉 Çözüm odaklı olmak,
👉 Sürekli gelişime inanmak ve
👉 sabrı elden bırakmamaktır.

October 22, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Dönüşüm YönetimiLiderlik

Agile Takımlarda Performans Yönetimi

by mlap October 16, 2024
written by mlap

İster Agile takımlar, ister geleneksel organizasyonlardaki ekipler olsun; performans değerlendirmesi her zaman zorlu bir konudur. Adalet sağlamak için metrikler ve sistemler geliştirilir, büyük çaba harcanır. Ancak işin sonunda çoğu zaman memnuniyetsizlikler ortaya çıkar. Şahsen, herkesi memnun eden bir performans sistemi görmedim, duymadım da.

Bu yazıda, Agile takımlarda performans yönetimi konusundaki tecrübelerimi paylaşmak istiyorum.


Takım İçi Değerlendirme

Agile takımların en önemli özelliklerinden biri güçlü bir takım ruhuna sahip olmalarıdır. Bunun yanında şeffaflık, cesaret ve saygı gibi değerler de temel taşlardır.

Bu nedenle performans notunun bir kısmının, takımın kendi iç değerlendirmesine dayanması gerektiğini düşünüyorum.

  • İç değerlendirmenin adaletli olması için standart sorular hazırlanabilir.

  • Değerlendirme yaklaşımı ile ilgili kurallar netleştirilmelidir.

Aksi takdirde herkes kendi bakış açısına göre yorum yapar ya da ilişkilerine göre subjektif değerlendirmeler ortaya çıkar.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Takım içi değerlendirmelerde bazen gereksiz yere yüksek notlarverilebiliyor. Eğer takımlar, verdikleri puanların sebeplerini şeffaf ve cesur bir şekilde açıklayamıyorsa, bu onların henüz olgun bir değerlendirme kültürüne ulaşamadığını gösterir.


Paydaşların Geri Bildirimleri

Agile’ın bir diğer önemli noktası, müşterilerden gelen geribildirimlere göre pazara hızlı ve sürekli değer sunabilmektir. Burada kaliteyi de göz önünde bulundurmalıyız.

Performans değerlendirmesinde sadece ekip değil, aynı zamanda geliştirilen ürün veya hizmetin kalitesi de dikkate alınmalıdır. Bunu da en iyi şekilde paydaşlar değerlendirebilir.

Tabii bu sürecin de adil olması için:

  • Paydaşlara sorular hazırlanmalı,

  • Değerlendirme yöntemleri önceden açıklanmalı,

  • Beklentiler şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır.


Agile Koç’un Katkısı

Agile dönüşüm yolculuğunun başındaki kurumlarda, Agile Koç’un gözlemleri ve değerlendirmeleri de performans yönetiminde önemli olabilir.

  • Agile prensiplerin benimsenmesi,

  • Yeni alışkanlıkların kazanılması,

  • Takımların dönüşüm sürecinde teşvik edilmesi bu sayede daha hızlı gerçekleşir.

İlk bakışta “Acaba bu bir sopa mı olacak?” gibi bir endişe oluşabilir. Ancak deneyimlerimden gördüğüm şu: Agile Koç’un değerlendirmesi, cezalandırıcı değil; tam aksine teşvik edici bir unsur olarak algılanabiliyor.


Liderin Rolü

Takımın fasilitatörü olan lider, birçok konuda takımı gözlemleme fırsatına sahiptir. Lider;

  • Engellerin aşılması,

  • Sorunların çözülmesi,

  • İnisiyatif alma gibi unsurları değerlendirme sürecine dahil edebilir.

Bu sayede yalnızca sayısal metrikler değil, davranışsal göstergeler de değerlendirmeye yansır.


Sonuç: Çok Boyutlu Bir Değerlendirme

Agile takımlarda performans yönetimi, tek bir kaynağa dayanmamalıdır. Bunun yerine:

  • Takım içi değerlendirme,

  • Paydaş geribildirimleri,

  • Agile Koç’un gözlemleri,

  • Liderin değerlendirmeleri

birlikte ele alınmalı ve her birinin ağırlıkları belirlenmelidir.
Son aşamada bu unsurlar bir araya getirilerek nihai performans notu oluşturulabilir.

October 16, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Liderlik

Psikolojik Güvenlik: Takımların Başarıya Giden Yolu

by mlap October 7, 2024
written by mlap

Harvard Business School öğretim üyesi Amy Edmondson, takım içinde bir kişinin cezalandırılmayacağına veya küçük düşürülmeyeceğine inanarak fikrini rahatça dile getirmesini psikolojik güvenliğin göstergesi olarak tanımlar.

Buna paralel olarak, William A. Kahn 1990 yılında yayımladığı “Psychological Conditions of Personal Engagement and Disengagement at Work” makalesinde, kişinin kendi kariyerine ya da imajına zarar gelmeyeceğini bilerek kendini özgürce ifade edebilmesinin psikolojik güven ortamını oluşturduğunu vurgular.

Kısacası, psikolojik güvenlik:
İnsanların bulunduğu ortamda rahatça fikirlerini paylaşabilmesidir.


Psikolojik Güvenliğin Tarihsel Gelişimi

Psikolojik güvenlik kavramı, özellikle 2000’li yıllardan sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. Amy C. Edmondson, “The Fearless Organization” kitabında, 1900’lerin imalat endüstrisinde korku kültürünün hâkim olduğunu ve bunun çalışanlardan hızlı ve kaliteli iş çıkarmak için bir yönetimsel teknik olarak kullanıldığını anlatır.

Peki günümüzde böyle mi?
Korku kültürünün hâkim olduğu bir şirket uzun vadede varlığını sürdürebilir mi?


Nokia Örneği: Psikolojik Güvenliğin Eksikliği

Bu sorunun cevabını anlamak için Nokia örneğine bakabiliriz.

2015 yılında Quy N. Huy ve Timo O. Vuori, 76 Nokia çalışanı ile gerçekleştirdikleri “How Nokia Lost the Smartphone Battle” araştırmasında, güvenli ortam eksikliğinin etkilerini ortaya koydu:

  • Orta düzey yöneticiler, şirketin gidişatıyla ilgili olumsuz yorum yaptığında veya kritik sorular sorduğunda üst yönetim bunu hoş karşılamadı.

  • Üst yönetim, alınan kararların sorgulanmadan uygulanmasını istedi. Buna uymayan yöneticiler etiketlendi, kariyerleri ve imajları zedelendi.

  • Bu durum, orta düzey yöneticilerin üst yönetime gerçek tabloyu değil, iyimser bir algıyı aktarmasına sebep oldu.

  • Sonuç olarak yanlış yatırımlar yapıldı, rakipler ve teknolojik gelişmeler takip edilemedi.

Nokia bugün telefon sektöründen neredeyse silinmiş durumda.

Peki, psikolojik güvenli bir ortam olsaydı Nokia, Apple, Samsung, Huawei veya Xiaomi ile rekabet edebilir miydi? Bunun kesin bir cevabı yok; ancak daha inovatif, daha doğru kararlar alabilir ve bugünkünden daha güçlü bir konumda olabilirdi.


Herzberg’in İki Faktörlü Motivasyon Kuramı ve Psikolojik Güvenlik

Amerikalı psikolog Frederick Herzberg, geliştirdiği *“İki Faktörlü Motivasyon Kuramı”*nda çalışma ortamında olması gereken hijyen faktörlerinden bahseder.

Hijyen faktörleri:

  • Ücret

  • Güvenlik

  • Statü vb.

Kurum, çalışanlarına yaptığı işin karşılığında ücret vermekle ve fiziksel güvenliği sağlamakla yükümlüdür.
Aynı şekilde, psikolojik güvenli bir ortam sağlamak da kurumların sorumluluğu olmalıdır.


Sonuç

Psikolojik güvenlik olmayan bir kurumda:

  • İyileştirme ve gelişim sağlayacak fikirler dile getirilemez,

  • Şeffaf iletişim kurulamaz,

  • Takımlar inovatif ve üretken olamaz.

Sonuçta bu durum, Nokia örneğinde olduğu gibi şirketleri ya başarısızlığa sürükler ya da tamamen yok olmalarınasebep olur.

Özetle, psikolojik güvenlik sadece bireyler için değil, şirketlerin geleceği için de kritik bir faktördür.

October 7, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Liderlik

Otonominin matematiği: Delegation Poker

by mlap September 30, 2024
written by mlap

Bir önceki yazımda hizalı otonominin, takımlar ile liderler arasında otonomi ve hizalamanın dengesini kurarak organizasyonları daha başarılı, etkin, verimli ve motive hale getirdiğinden bahsetmiştim.
Bu yazıda ise “otonomi” kavramını daha yakından inceleyeceğiz:

  • Otonomi nasıl verilmeli?

  • Verilen otonominin doğru olup olmadığı nasıl takip edilmeli?

Bu soruların cevaplarını Management 3.0 pratiklerinden biri olan Delegation Poker tekniğinde bulabiliriz.


Delegation Poker Nedir?

Delegation Poker, bir konuda hangi seviyede delegasyon verileceğini belirlemeyi sağlayan bir tekniktir. Ayrıca periyodik olarak yapılan değerlendirmelerle delegasyon seviyesinin takibi yapılır.

  • Takım geliştikçe delegasyon seviyesi artar.

  • Olumsuz bir gelişme olduğunda ise seviye düşürülebilir.

Böylece otonomi hem görselleştirilmiş olur hem de herkesin aynı anlayışta olması sağlanır.

Delegation Poker’de 7 Otonomi Seviyesi

Delegation Poker’de otonomi, liderin ağzından ifade edilen 7 seviyeye ayrılır:

  1. Tell (I will tell) → Otonomi yoktur. Lider kararı verir ve ekibe söyler. Takımın değerlendirme ya da yorum yapma hakkı bulunmaz.

  2. Sell (I will try and sell it to them) → Lider karar alır ama bu kez gerekçelerini açıklayarak ekibi ikna etmeye çalışır.

  3. Consult (I will consult and then decide) → Lider, karar öncesi ekibin fikrini alır; fakat son sözü yine lider söyler.

  4. Agree (We will agree together) → İlk kez “I”dan “We”ye geçilir. Lider ve ekip birlikte değerlendirerek karar alır.

  5. Advise (I will advise, but they decide) → Karar artık ekibe aittir. Lider yalnızca tavsiyelerini paylaşır.

  6. Inquire (I will inquire after they decide) → Ekip kararı verir, lider ise yalnızca sonucu ve gerekçeleri sorgular.

  7. Delegate (I will fully delegate) → Delegasyonun en üst seviyesidir. Karar tamamen ekibe aittir, liderin müdahalesi yoktur.

Özetle: İlk 3 seviyede karar yetkisi liderde, 4. seviyede ortak, son 3 seviyede ise tamamen ekipte bulunur.


Delegation Poker Nasıl Uygulanır?

  1. Konuların Belirlenmesi: Lider ve ekip, Delegation Poker’e konu olacak maddeleri ayrı ayrı çıkarır.

  2. Seviyelerin Oylanması: Herkes kendi değerlendirmesini yapar ve 1–7 arasında bir seviye belirler. Fikirlerin etkilenmemesi için önce gizli yazılır, sonra birlikte açıklanır.

  3. Gerekçelerin Paylaşılması: Herkes neden o seviyeyi seçtiğini açıklar. Gerekirse yeniden oylama yapılır ve ortak bir noktada buluşulur.

  4. Dokümantasyon: Çıkan sonuçlar kayıt altına alınmalı ve şeffaf biçimde görünür olmalıdır.

  5. Periyodik Değerlendirme: Ortaya çıkan tablo düzenli olarak gözden geçirilmeli, gelişime veya değişen koşullara göre seviyeler güncellenmelidir.


Sonuç

Delegation Poker, takımların otonomi seviyelerini netleştiren, görselleştiren ve takip edilebilir hale getiren bir tekniktir. Böylece hem ekipler hem de liderler, doğru seviyede delegasyon ile daha güvenli, motive ve uyumlu bir şekilde çalışabilir.

September 30, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Liderlik

Hizalı Otonomi

by mlap September 15, 2024
written by mlap

Agile Manifesto’nun ardındaki prensiplerden bazıları özellikle “otonomi” kavramına vurgu yapar. Dönüşüm süreçlerinde de sıkça, Agile takımların ne ölçüde otonom olacağı tartışma konusu olur.

Ancak otonomi sınırsız bırakıldığında, herkesin kendi başına karar verdiği bir ortamda belirsizlik ve kaos ortaya çıkabilir. Bunun yerine, kurumun hedefleri ve stratejileri doğrultusunda tanımlanan sınırlı bir otonomi, hem çerçeve hem de yön sağlayarak verimliliği artırır.

Hizalanmış otonomiye sahip takımlar, hem özgürce hareket edebilir hem de kurumun yönüyle uyumlu kalır. Bu denge sorumluluk duygusunu artırır, belirsizlikleri azaltır ve motivasyonu yükseltir.


Hizalı Otonomi İçin Yapılabilecekler

  • Ortak Amaç: Yönetim ile takım arasında ortak bir amacın oluşturulması, herkesin aynı hedefe hizmet etmesini sağlar. Yönetim, vizyon ve hedeflerini net bir şekilde tanımladığında amaçlar ortaklaşır.

  • Şeffaflık: Hedefler, öncelikler, engeller ve beklentiler sebepleriyle birlikte açıkça paylaşılmalıdır. Böylece liderler ve takımlar arasında ortak bir anlayış oluşur. Bu şeffaflık olmadığında öncelikler yorum farkına düşebilir ve karmaşıklık artar.

  • Açık Öncelikler: “Neden yapılıyor? Neden öncelikli?” sorularının cevabı net olmalıdır. Yönetimden geldiği için yapılan işler, sorumluluk bilincini zayıflatabilir.

  • Geribildirim Döngüleri: Amaçlar ve öncelikler sabit değildir. Düzenli aralıklarla değerlendirme yapılmalı, değişiklikler ve sebepleri paylaşılmalıdır.

  • Organizasyonel Öğrenme: Çalışanların edindiği yeni bilgilerin, çözülen sorunların ve alınan derslerin kurum bilgisine dönüştürülmesi gerekir. Bu yaklaşım, hem bireysel hem de kurumsal gelişimi destekler.


Liderlerin Rolü

  • Sorumluluğu Paylaştırmak: Tek bir kişiye yüklenen sorumluluk kaliteyi riskli hale getirir. Sorumluluğun tüm takıma dağıtılması, motivasyonu ve çıktı kalitesini artırır.

  • Hizalamayı Dayatmak Yerine Ortam Oluşturmak: Liderin amacı tüm üyeleri aynı noktaya getirmek değil, takımın kendi içinde hizalanabileceği ortamı hazırlamak olmalıdır.

  • Kararları Takıma Bırakmak: Kararların sürekli liderlerce alınması, takımın karar alma becerisini köreltir. Güvenli ve şeffaf bir ortamda alınan kararlar ise daha çok sahiplenilir.

  • Alan Açmak: Çalışanları sürekli meşgul etmek yerine, değerlendirme ve iyileştirme yapabilecekleri zaman ve alan sağlamak gerekir. Bu sayede takım, kararların ve gelişimin aktif parçası olur.


Sonuç

Hizalı otonomi, otonomi ile kurumsal hedefler arasındaki dengeyi kurarak takımların daha etkin, verimli ve motive olmasını sağlar. Bu denge, organizasyonu sürdürülebilir başarıya taşır.

September 15, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Dönüşüm Yönetimi

Pareto İlkesi: En Çok Değeri Yaratan Azınlığa Odaklanmak

by mlap September 8, 2024
written by mlap

Pareto ilkesi, diğer adıyla 80-20 kuralı, sonuçların %80’inin nedenlerin %20’sinden kaynaklandığını söyler. Bu ilke, özellikle zaman yönetimi ve önceliklendirme yaparken odak noktamızı belirlememizi kolaylaştırır.

Aslında hayatın birçok alanında şunu gözlemleyebiliriz:

  • Değerin büyük bir kısmı, küçük bir çabadan doğar.

  • Zamanımızın küçük bir kısmı, en önemli işleri tamamlamamıza katkı sağlar.

  • Birkaç kritik müşteri, şirket gelirinin büyük bölümünü oluşturur.

Oran her zaman %80-%20 olmak zorunda değildir; bazen %70-%30, %90-%10 veya %95-%5 olabilir. Önemli olan, az sayıda şeyin büyük etki yarattığını fark etmektir.


Tarihçesi

Pareto ilkesi, 1900’lerin başında İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto tarafından ortaya atılmıştır. Pareto, İtalya’daki toprakların %80’inin nüfusun yalnızca %20’sine ait olduğunu fark etmişti. Sonrasında ekonomi ve matematik alanında yaptığı incelemeler, bu dengenin birçok alanda tekrarlandığını gösterdi.


İş Hayatından ve Günlük Hayattan Örnekler

  • Şirket gelirinin %80’i, müşterilerin %20’sinden gelir.

  • Satışların %80’i, satış temsilcilerinin %20’si tarafından yapılır.

  • Uygulamanızdaki kullanımın %80’i, kullanıcıların %20’si tarafından gerçekleşir.

  • Zamanınızın %80’ini, aktivitelerinizin %20’si alır.

  • Kazançların %80’i, yatırımların %20’sinden gelir.

  • Projedeki sorunların %80’i, sebeplerin %20’sinden kaynaklanır.

  • Yazılım hatalarının %80’i, kodun %20’sinden çıkar.


Pareto İlkesinden Çıkarılabilecek Dersler

  • Önceliklere odaklanın: En çok değer yaratan %20’yi belirleyin ve oraya odaklanın.

  • Zamanı verimli kullanın: Her aktiviteye eşit enerji harcamak yerine, en kritik işlere yoğunlaşın.

  • Gereksiz eforu azaltın: Düşük değerli işlerle uğraşmak yerine, büyük etki yaratacak az sayıdaki işi öne çıkarın.

  • İş hayatında: Projenin en önemli kısımlarını tamamlamak, amacın büyük kısmına ulaşmayı sağlar.

  • Kişisel yaşamda: Gününüzde gerçekten fark yaratan alışkanlıkları belirleyip onları güçlendirin.


Sonuç: Pareto ilkesi bize her alanda şu soruyu sormayı öğretir:
“En fazla değeri hangi az sayıdaki iş yaratıyor?”

Doğru işlere odaklandığınızda, hem iş hayatında hem de özel yaşamda zamanınızı çok daha etkin kullanabilirsiniz.

September 8, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Dönüşüm YönetimiLiderlik

Scrum Takımlarında Olgunluk Seviyeleri ve Çevik Liderin Rolü

by mlap August 14, 2024
written by mlap

Scrum Master, Product Owner ve Developer rollerinden oluşan Scrum takımı, farklı sorumluluklara sahip olsa da ortak bir hedef doğrultusunda hareket eden bir bütündür. Her bireyin hem teknik hem de kişisel gelişim göstermesi, aynı zamanda takım olarak ortak bir anlayış geliştirmesi gerekir.

Scrum Guide özellikle self-organizing (kendi kendine organize olan) takımlara vurgu yaparken, 2020 güncellemesiyle birlikte self-managing (kendi kendini yöneten) takımları öne çıkarmaktadır. Ancak yeni kurulan bir takımın bir anda bu noktaya gelmesi mümkün değildir. Her takımın, tıpkı bireyler gibi, gelişim sürecinden geçmesi gerekir.

Bu noktada çevik liderin yaklaşımı, takımın gelişimini doğrudan etkiler. Takımın olgunluk seviyesine uygun bir liderlik tarzı uygulanmadığında gelişim yavaşlayabilir, motivasyon kaybolabilir.


Takım Olgunluk Seviyeleri

1. Emirleri Yerine Getiren Takım (Executing Directive Orders)

  • Henüz giriş seviyesinde, tecrübesi ve yetkinliği düşük bir takımdır.

  • Lider daha yönlendirici bir rol üstlenir.

  • Takımın gelişimi için liderin zaman ve enerji yatırması gerekir.

2. Etkiye Dayalı Emirleri Yerine Getiren Takım (Executing Influence-Based Orders)

  • Takım biraz daha tecrübe kazanmıştır.

  • Lider, kararları kendi verse de takım üyelerinin görüşlerini alır.

  • Karar süreçlerinde sınırlı da olsa takımın etkisi hissedilir.

3. Fikir Birliğine Dayalı Karar Veren Takım (Consensus-Based, Semi-Decisive)

  • Lider ile takım birlikte değerlendirip karar alır.

  • Karar verme süreci artık sadece liderde değil, ortaklaşa yürütülmektedir.

  • Takımın katılımı artar, sorumluluk bilinci gelişmeye başlar.

4. Yönetimin Tavsiye Veren Konumda Olduğu Takım (Decisive with Advice by Management)

  • Takım artık yetkinlik kazanmıştır, çoğu konuda karar verme sorumluluğunu alabilir.

  • Lider, bilgisi ve tecrübesiyle danışmanlık yapar ancak kritik olmayan konularda yetkiyi takıma delege eder.

  • Son karar çoğunlukla takım tarafından alınır.

5. Self-Organize Takım (Self-Organized with Delegated Mandate)

  • Takım olgunlaşmıştır, kendi kendine organize olup yönetebilmektedir.

  • Lider yönetsel konular dışında yetkiyi tamamen takıma bırakır.

  • Burada kritik nokta: Yetki devri = sorumluluk devri demektir.

    • Takım aldığı kararların gerekçelerini açıklayabilmeli, sonuçlarından sorumluluk alabilmelidir.


Çevik Liderin Rolü

  • Liderin her takıma aynı şekilde davranması doğru değildir.

  • Olgunluk seviyesi yüksek takıma (Seviye 4–5) fazla müdahale etmek, motivasyonu düşürür.

  • Olgunluk seviyesi düşük takıma (Seviye 1–2) aşırı yetki vermek, yanlış kararlar alınmasına ve sürecin duvara toslamasına neden olabilir.

  • Başarılı bir Scrum takımı için lider, takımı doğru analiz ederek seviyeye uygun yaklaşım göstermelidir.

August 14, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Ürün Yönetimi

User Story Mapping: Değerli Yazılım İçin Görselleştirme Tekniği

by mlap August 8, 2024
written by mlap

Agile Manifesto’nun 12 prensibinden biri şöyle der:
“En önemli önceliğimiz, değerli yazılımın erken ve devamlı teslimini sağlayarak müşterileri memnun etmektir.”

Bunu gerçekleştirebilmek için yapılacak işlerin büyük parçalar halinde çıkarılması, aralarından en değerli olanların seçilmesi ve önceliklendirilerek hayata geçirilmesi gerekir. Bu noktada devreye giren güçlü tekniklerden biri de User Story Mapping’dir.

Jeff Patton’un 2005’te yayımladığı User Story Mapping kitabıyla popülerleşen bu teknik; ürün kapsamında geliştirilecek taleplerin hiyerarşik olarak düzenlenmesini, paydaşların ortak bir anlayışa sahip olmasını ve yapılacak işlerin büyük resme olan etkisinin görselleştirilmesini sağlar. Özellikle bir ürünün MVP’sinin (Minimum Viable Product)belirlenmesi için oldukça faydalıdır.


User Story Mapping Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Kullanıcı bakış açısı: Teknik detaylardan uzaklaşıp son kullanıcı gözüyle düşünmek gerekir. Böylece müşteri açısından değer yaratan noktalara odaklanılır.

  • Ürünün uçtan uca akışı: Başlangıçtan sona tüm kullanıcı yolculuğu dikkate alınmalıdır.

  • Katılımcı çeşitliliği: Talep sahipleri, paydaşlar ve teknik ekip üyeleri birlikte çalışmalıdır. Bu, ortak bir anlayış oluşturur.

  • Fasilitasyon: Katılımcıların fikirlerini özgürce dile getirebilmesi için etkinliğin doğru şekilde kolaylaştırılması önemlidir.

  • Artırımsal yaklaşım: Çalışma “final” değildir; ürün geliştirme sürecinde değiştirilebilir ve güncellenebilir.

  • Her adımda değer: Sadece akışın ilk adımlarını tamamlamak yeterli değildir. Her aşamada en değerli özellikleri seçerek ilerlemek gerekir.


User Story Mapping Adımları

  1. İş Akışının Çıkarılması
    Kullanıcının ürünü baştan sona nasıl kullandığı adım adım çıkarılır. Burada teknik detaylardan uzak durulmalı, tamamen kullanıcı deneyimine odaklanılmalıdır.

  2. Aktivitelerin Belirlenmesi
    İş akışı üzerindeki her adımda kullanıcının gerçekleştirdiği aktiviteler tanımlanır.

  3. Task’ların Belirlenmesi
    Aktivitelerin altında yer alan, henüz olgunlaşmamış işlerin veya yapılması gereken daha küçük parçaların belirlenmesidir.

  4. Önceliklendirme
    Ortaya çıkan işlerin hepsi görünür hale geldikten sonra öncelikler belirlenir. Bu öncelikler arasından kullanıcıya en çok değer katacak özellikler seçilerek MVP ortaya çıkarılır.

User Story Mapping’in Faydaları

  • Paydaşlar arasında ortak anlayış sağlar.

  • Büyük resmi görselleştirerek herkesin sürece hâkim olmasını kolaylaştırır.

  • MVP’nin belirlenmesini hızlandırır.

  • Belirsizlikleri azaltır ve geliştirme sürecini daha şeffaf hale getirir.

  • Kullanıcı deneyimini merkezde tutarak en değerli işlerin önceliklendirilmesini sağlar.

August 8, 2024 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestEmail
Newer Posts
Older Posts

Recent Posts

  • Cornell Not Tutma Tekniği ile Etkili Notlar
  • Growth Mindset ve Fixed Mindset: Hangi Düşünce Yapısına Sahipsiniz?
  • Agile Dönüşüm Yolculuğunda Başarıya Götüren Unsurlar
  • Agile Takımlarda Performans Yönetimi
  • Psikolojik Güvenlik: Takımların Başarıya Giden Yolu

Recent Comments

No comments to show.

© 2023 KaizenHub.net | by MLAP.TR

Kaizen Hub
  • Home